Yüzün Gözü Face's Eye

Küratör Curator: Ebru Nalan Sülün

PHOTO-2022-03-23-13-11-24 2.jpg

YÜZÜN GÖZÜ - FACE’S EYE

05 NİSAN- 07 MAYIS 2022

Ebru Nalan SÜLÜN

“Kendi yüzümüzü doğrudan göremeyişimizi, ayna halimize yargılı oluşumuzu çarçabuk

kabulleniriz. Yüzümüzü öteki daha iyi okur, yüzünü ben daha iyi okuyabilirim. Bir yüzü

betimlerken, suratın süretine çalışırken kendi yüzüme ait bir ipucunu kavramaya çalışırım.

Hatları okumak, hatt’ın yazı anlamına geldiği unutulmazsa yazım kuralları ister. Ahmet Oktay

ne der: “Her yüz bir .ykü yazar”. Her yüz özünde kendi yazım istisnalarına hazırlanır” Enis

Batur(2004), Başkalaşımlar, I-X,289.

Binlerce alameti, ifadesi, imler dünyasının başrol oyunculuğu, bedende yüklendiği

çok cepheli hali, bağlantılı ve kendi içerisinde barındırdığı tarihselliği ile; “yüz” imgesi.

Geçmişten günümüze beden formu incelendiğinde hem tıbbi hem felsefi hem de

sanat tarihindeki yeri ile yazılmakla, incelenmekle, konuşulmakla, bakılmakla anlam

sorgusu tamamlanmayacak olan ruhun ve zamanın derinlikli aynası.

Tüm dünyanın son üç yıldır farklı perspektiflerde sınandığı pandemi döneminde belki

de ayna olmadan göremediği tek parçası olan “yüz” ü ile insanlık, iletişim köprüsünü

oluşturuverdi; hem kendisi hem diğer yüzler ile. “Yüz” ün bedenimizde yer alan diğer

organlardan en önemli farkı, fiziksel olmayanın temsil edildiği bir zemin olarak

üstlendiği anlamdır. Her şeyin temellendiği bir zemin niteliğinde de olan “yüz”; sadece

kimliklerimizi oluşturmakla kalmayıp hislerimizin de temsil zemini niteliğindedir ve bu

zemin duygusal geçişlerin de dillendirilemeyen bir arenası gibidir. Adeta; dile

gelmeyen duygulanışların bir alanıdır.

“İçtekinin dıştakine kazıldığı, tırmandığı, bir yandan da örtündüğü, kendisini örtbas ettiği, ele

vermekten kaçındığı bir “tabula”. Baktıkça çeker, açığa vurur, açığa çıkar gibi olur, benzer,

andırır; anıştırmalar, anılar ve anımsamalar boyu parlar, kararır. Oradadır. Ama tuvale bakan

her farklı göze başka bir tad alaşımı sunar. Apaçık bir tuzaktır her yüz” Enis Batur(2004),

Başkalaşımlar, I-X,295.

Yüz; sanat tarihinde de bir arayışın odağındadır, “portre” bir resim türü olarak önemli

bir paydayı oluşturur tam da bu nedenle. Portreler geçici duygulanımların daimi hale

dönüşüp sabitlendiği göstergelerdir. Antik Yunan’da Platon’un “değişmeyen idealar

dünyası” kurma çabası, duyular dünyasındaki göreceli ve muğlak değerlerin yerine

değişmeyen tümeller ve mutlak bilgiyi önermiştir. Mutlak idealar dünyasında

izlediğimiz yapıtlarda idealin dışına taşacak duygu durumları, ifade sunumlarına yer

verilmez. İm ve ifadeler bu dönemde “güzel” olana ulaşmada bir engel, öznelleşmeye

bir adımdır.

Ortaçağda kutsal olana olan yönelim bedenin sunumunu tinselliğin bir ardılı olarak

düşünmüş, Rönesans yeniden yükselişe geçen idea dünyası ile ideal olana bedeni

yaklaştırmıştır. Tüm bu süreçte “yüz” ve duygu durumları; 16. yüzyılın beden ve

tinsellik diyaloğunda Michelangelo heykelleri ile sarsıcı boyutlara taşınmış,

maniyerizm ve barok dönem ile birlikte oto portrenin yoğun kullanımı ile de sanatçının

kendiliğini de aracısız izleyene sunduğu bir dönemin kapıları aralanmıştır. Bir varoluş

sorgusu, kanıtı niteliğindeki bu aralıktan güncele uzanan yolda sanatta bu

perspektifte bir ifade ve yaşam almanağı da oluşmuş durumdadır. Bu almanakta

yüzüne odaklandığımız öyle yapıtlar vardır ki en dikkat çekici olanları deformasyonu

olan bedenlerin üzerinde yükselen yüzlerdir. Örneğin; Velasquez’in cüceleri. Saray

cüceleri bedenlerinden ziyade yüzleri ile portrelerde var olurlar. Derin ifadeli, davet

eden, bedenin kifayetini adeta yüzünde biriktirmiş bu karakterler “öte” nitelikleriyle

izleyeni gerçekliğin tanımını yapmaya zorlarlar. “Yüz”; kimi eserlerde bir maske iken,

Bacon’da olduğu gibi bir sarmala, Picasso’da bir ağa dönüşebilir.

“Yüzüme çöreklenen ana anlam, yüzüme uğrayan, orada gezinen ve çelip giden, yüzüme

dönen ve oradan çekip giden anlamlar, yan anlamlar, anlam kırıntıları… Aynada tuttuğum,

elimden sıvaşan, yüzüme sıvanan kıvılcımlar. Gördüğüm bütün yüzlere, görmediğim bütün

yüzlere kendi özel farkıyla, bir tek kendisine ait olanla yerleşen- orada saklanan, açığa çıkan,

dönüşen işaret alfabesi” Enis Batur(2004), Başkalaşımlar, I-X,289.

Bilimsel kaynaklarda, “yüz” ün barındırdığı “mutluluk”, “üzüntü”, “korku”, “öfke”,

“iğrenme” ve “şaşkınlık” gibi mikro ifadeler olarak tanımlanan ve tüm kültürlerde aynı

şekilde anlaşılabilen altı temel duygudan bahsedilmektedir (1). Bu çalışmaların amacı;

insan duygularının yüze yansıyan imgelerini esas alarak yüz hareketlerini kodlama

sistemini geliştirmek ve bu yolla bir duygu ve ruh durumu ilişki kataloğu

oluşturmaktır(2). Bu çalışmalar sonsuz sayıda ifadelere karşılık gelen duygu

durumlarını anlaşılır kılarak bilgisayar kodlarına dönüştürmeyi amaçlayan bir çalışma

sürecini kapsar. Bu kataloglama öyle ki günümüzde kodlanmış mimik arşivi ile suç,

güvenlik, pazarlama, tüketim gibi pek çok alanda nöroloji destekli bir sürecin hızla

geliştiğini kanıtlamaktadır.

Sinirbilimci Antonio Damasio; “hislerin içsel rehberler olduğunu ve iletişim

kurmamızda yol gösterici olduğunu aktarır ve geleneksel bilimin görüşünün tersine,

hislerin de en az diğer algılar kadar bilişsel olduğunu ve duygu durumlarının

beynimizi etkileyen fizyolojik düzenlemelerin bir sonucu olduğunun ifade eder(3.) Sanat

eserlerinde de portreler, dış dünyanın algısını mimiklerimizle yansıtan kodlanmış

duygu temsillerinin yanı sıra bedenin sürekli değişken duygulanışlarına da olanak

tanımaktadır. Duygulanışlar, belirlenmemiş olup henüz öznenin kendini

gerçekleştirmediği aşamadaki geçişsel sürekliliği de tasvir eder, henüz dile düşmemiş

olan bir uzlaşımsallığı ve bir bütünün değişimini(4).

Ne çok insan yüzü varmış da hiç farkına varmamışım. Bir sürü insan var fakat yüz daha fazla, çünkü

her insanın yüzü birkaç tane. Aynı yüzü yıllar yılı taşıyanlar var; tabii eskir bu yüz, kirlenir,

kıvrımlarından aşınır, yolculukta giyilen eldivenler gibi bollaşır. Tutumlu, basit kimselerdir bu gibiler,

yüzlerini değiştirmez, temizlemeye bile vermezler. Nesi varmış derler ve kim onlara bunun aksini

kanıtlayabilir? Şimdi madem birçok yüzleri var, ötekini ne yaparlar sorusu gelir akla. Saklarlar” Rainer

Maria Rilke.

Bu sergi, bir ayna misali, yüzleşme vaadiyle çok cepheli bakışları yan yana izlemeyi

amaçlıyor. Bir beden felsefesi sorgusundan ziyade bedenin en zor izlediğimiz parçası

olan “yüz” imgesi üzerinden bir ifade almanağı misali ruh durumlarını ağırlıyor. Her

bakışta farklı anlamlar, her bakanda farklı bellek sorgularını çağrıştıran. Özellikle son

üç yıl içerisinde yaşamımıza “çevrimiçi” kavramı ile daha da fazla eklenen kendi “yüz”

imgemiz, evrensel boyutta beden algımızı değiştirmeye başlarken, yaşanan

toplumsal evrim, “yaşam” algımızın değişimini de hızlandırdı. Tüm bu süreçlerin

ardından disiplinler arası bir seçki ile bir araya getirilen eserler, yaşadığımız zamanın

süzgecinden geçmiş sanatçıların beden formundan arınmış “yüz” imgelemlerini yan

yana sunarken “Yüzün Gözü/ Face’s Eye” üst başlığının izinde izleyenleri görme,

düşünme ve hissetmeye davet ediyor.

 

 

 

 

 

Kaynakça

1 (Ekman, P. ve Friesen,W, 1971:124-126).

2 (Ekman, 1994, 18).

3 (Damasio, 2006:10).

4 (Dayı, 2019:48).

Batur, E. (2004).”Yüzyüze”, Başkalaşımlar I-X, s. 285-337, İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.

Damasio, A., (2006). Descartes’in Yanılgısı-Duygu, Akıl ve İnsan Beyni, (B. Atlamaz, çev.). İstanbul:

Varlık Yayınları.

Dayı, H. (2019). “Portre Sanatında Yüzün Temsil Sorunu”, Akdeniz Sanat, Cilt 13, Sayı 23, s.45-58.

Ekman, P. ve Friesen, W., (1971). Constantsacrosscultures in the Face and Emotion, Journal of

Personality and Social Psychology, cilt 17, no. 2, pp. 124-129. (Erişim: 06.11.2018).

Ekman, P., (1994). All Emotions are Basic, (Ekman P; Davidson, J. R, der.). The Nature of Emotion:-

Fundamental Questions, (s: 15-20), New York: Oxford UniversityPress.

Rilke, R.M. (2021). Malte Laurids Brigge'nin Notları, (Çev.Behçet Necatigil), İstanbul, Can Yayınları.

Ahu Akkan Yüzleşme (otoportre), 2019, Dikilmiş Kumaş, 200x140 cm.

Ahu Akkan Yüzleşme (otoportre), 2019, Dikilmiş Kumaş, 200x140 cm.

Numan Seven 'Kadının Öfkesi' Tuval Üzeri Yağlıboya, 2021, 81x100cm

Numan Seven 'Kadının Öfkesi' Tuval Üzeri Yağlıboya, 2021, 81x100cm

Durmuş Bahar 'SHE' Digital Art, C-Print 70x50cm Yıl :2021

Durmuş Bahar 'SHE' Digital Art, C-Print 70x50cm Yıl :2021

Semih BÜYÜKKOL'Yüzleşim'  T.Ü.Y.B 100x100cm 2014

Semih BÜYÜKKOL'Yüzleşim'  T.Ü.Y.B 100x100cm 2014